Çalıştayın ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Davut Aydın ile görüşülerek sonuç bildirgesi paylaşılmış ve bir “Araştırma
Merkezi” kurulması yönünde hazırlıklara başlanmıştır. Kurulacak merkeze ilişkin
hazırlanan taslak yönerge ilgili kişilerle paylaşılmıştır. Ancak alınabilen
geri bildirimler özellikle Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak
kurulacak “birimin” bağımsızlığı ve özgür ifade alanının kısıtlı olabileceği
noktasında tereddütle karşılanmış; çalışmalar için yeni ve uzman kadro bulmakta
ya da almakta görülen sorunlar, bütçe sıkıntısı, kamu kurumları arasında
iletişim sağlamının zorluğu, kurulan iletişimin kişilere bağlı kalması ve
kurumsal bir kimlik kazanamaması, özellikle de sektördeki gazetecilerin yeterli
ilgiyi duymamaları, alanda var olan derneklerin ya da örgütlerin zayıflığı, bu
ortamda yeni bir derneğin daha kurulması, proje ekibinin zamanının büyük ölçüde
proje raporu ve üniversitedeki görevlerinin yoğunluğu ve ortaya çıkan yeni
gelişmeler gibi nedenlerle bu oluşum ilerletilememiştir.
TÜBİTAK 1001 "TÜRKİYE’DE SAĞLIK KONULU YAYINCILIK İLKELERİNİN BELİRLENMESİ: Kaynak, İleti ve Hedef Kitle Bağlamında Sağlık Konulu Yayınların Analizi" Proje Günlüğü
5.BÖLÜM: İLGİLİ KİŞİLERE YÖNELİK İLK ÇALIŞTAY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5.BÖLÜM: İLGİLİ KİŞİLERE YÖNELİK İLK ÇALIŞTAY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4.ORTAK BİR BİRİM KURULMASI ÖNERİSİ VE SONUÇ BİLDİRGESİ
Toplantının bu noktasında konu bir kurul ya da merkez
oluşturulması önerisinin tartışmaya açılmasına kaymıştır. Bu bağlamda gelişen
tartışma sonunda bir merkez oluşturulmasına yönelik sonuç bildirgesinin
imzalanmıştır.
- Yusuf Ziya Eraslan: Benim sunduğum
öneri, bir kurul oluşturulur, bu kurul bir eylem planı oluşturacak. Tarım
Bakanlığı’na diyecek ki, bir tanıtım filmi hazırlayın, RTÜK’e verin. Bu kurul
diyecek. Sonra site kurulacak, basına diyecek ki, şu şu konularda bol bol haber
yapalım, bu konuda gazeteci arkadaşları bilinçlendirelim, yani eylem planına bu
kurul karar verecek. Ama şu anda ortada, bu kontrolü sağlayan, bu koordinasyonu
sağlayan bir güç yok. Kim kime dum duma amiyane tabirle. Bu kurumlar arası
koordinasyonu, işbirliği sağlamak için, buna kurul deyin, örgüt deyin bir şeyin
olması lâzım. Ama yani şimdi kararlara hep küfrediyoruz ama kimse de bir çakmak
yakmayı düşünmüyor.
3.3.Denetim
Ortaya çıkan tablo karşısında neler yapılabileceği ve nasıl
mücadele edilebileceği konusu ayrı bir tartışma yaratmıştır.
- Yusuf Ziya Eraslan: Hiçbir kurumu
eleştirmeden objektif bir vatandaş gözüyle, bir gazeteci gözüyle değil vatandaş
gözüyle de değerlendirirken şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Piyasada şimdi çok
sayıda insana zarar vererek halk sağlığını tehdit eden ciddi bir sorun var.
Bunlardan biri de benim. Sağlık muhabiri olmama rağmen ben bile tuzağa düştüm.
Dolayısıyla çok da hayati sonuçlar ödeyen insanlar var. Tablo şu; ortada bir
facia var. Hepimizin herhalde üzerinde mutabakat sağladığı bir facia var. Bu
faciayı nasıl önleyebiliriz? Bu facianın önlenmesinde hangi kurumlar mesuldür?
Bu noktaya gelirsek eğer taraflar var belli;
Sağlık Bakanlığı var, Tarım Bakanlığı var, RTÜK var, Sanayi Bakanlığı
var ve biz varız. Kendimizi bu işin içinden tamamen soyutlama gibi bir lüksümüz
yok. Mesele halk sağlığıysa biz de bu işte mesulüz. Ben biraz da bu şarlatanlar
ifadesi çok hoşuma da gitti, bu şarlatanlarla mücadeleyi biraz da terörle
mücadeleye benzetiyorum. Şöyle benzetiyorum, şimdi ortada düzenli bir ordu var,
tanklar, silahlar. Fakat bir de mobil bir milis grubu var. Siz bir karar
alıyorsunuz; tanklar o tarafa doğru
yürürken, milis grubu başka yere gidip başka karakol basıyor. Böyle bir
benzetme var, ben böyle benzettim. Şimdi dolayısıyla bu şarlatanlarla
mücadelede tıpkı terörle mücadelede olduğu gibi özenli birlik kurmak lâzım.
Mobil bir birlik olacak, hızlı hareket edecek, bu işin ehli insanlar olacak, bu
işin içinde basın da var. Profesyonel
bir şarlatanla mücadele örgütü, kuvveti oluşturmak gerektiği kanaatindeyim bu
benim şahsi fikrim. Bunun için ne yapmak gerekir noktasında; bu üç bakanlık,
artı Tabipler Birliği ve biz Sağlık Muhabirleri Derneği ya da uzmanlık
dernekleri mobil, hızlı hareket edebilen, hızlı kararlar alabilen,
istenildiğinde toplanabilen bir kurul oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.
3.1.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının Sunuşu
Üçüncü oturum, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma ve
Kontrol Genel Müdürlüğü’nde Gıda Kontrol Hizmetleri Dairesi’nde görevli, uzun
yıllar denetçilik yaptıktan sonra, şimdi Bakanlığın mevzuat hazırlama ve
denetim organizasyonlarını yürüttüğü birimde çalışan Çiğdem Kurtar’ın medya
içeriklerine yönelik sunuşu ile başlamıştır.
3.TİCARİ BOYUTLAR, KURUMLAR ARASI İLETİŞİM VE DENETİM SORUNLARI
Çalıştayın üçüncü, ikinci günün ilk oturumunda, üç
ayrı konu ele alınmıştır: “Sağlık haberciliğinde
ticari boyut”, “sağlık yayıncılığında denetim” ve “sağlık yayıncılığının etik
boyutları.” Oturum sırasında ortaya çıkan görüşler bir denetim mekanizmasının
gerekliliğine işaret etmiş; ancak bunun nasıl olması ve kimin bu işi organize
etmesi gerektiğine ilişkin somut bir adımın atılması noktasında sıkıntı
yaşandığı gözlenmiştir. Bunun üzerine gelişen tartışma daha sonra çalıştay
sonuç bildirgesinin imzalanması ile son bulmuştur
2.9.Tekrar İdeal Sağlık Muhabirliğine Yönelik Görüşler
Bu noktada konu yeniden ideal sağlık muhabirinin sahip
olması gereken niteliklere çekilmiştir. Bu konudaki görüşler şu şekilde devam
etmiştir:
2.8.Sağlık Haberciliğinde Dönüşüm
2.7.İdeal Sağlık Muhabirinin Nitelikleri
Bu noktada toplantı yöneticisi tarafından konu ideal sağlık
muhabirinin niteliklerine çekilmiştir. Bu bağlamda gelişen konuşmalar şu
şekildedir:
- Yusuf Ziya Eraslan: Biz Sağlık Muhabirleri Derneği yönetimi
olarak ayda 5 ile 10 arasında değişiyor arkadaşımız hakkında işlem yapmamız
gerekiyor. Birçoğu işten çıkarılıyor, üyelikten çıkarmak gerekiyor mu,
gerekmiyor mu diye toplanıyoruz. Ya da başka bir gazeteye, televizyona, ajansa
geçiyor, sağlık muhabiri olarak çalışırken çevre muhabiri, parlamento muhabiri
olarak geçiyor, mesleki yaşantısı devam ediyor ama sağlık muhabirliği hayatı
sona eriyor. Daha vahim olanını söyleyeyim en küçük bir kriz anında -Ankara
için söylüyorum bunu- muhtemelen İstanbul’da da böyledir, İzmir’de de böyleydi,
basın kuruluşlarının işten çıkarılacak muhabirler arasında yaptığı ilk tercih
maalesef sağlık muhabirleri oluyor. Ben bunu geçen ay Sağlık Bakanlığı’na
yaptığım ziyarette de ifade ettim. Dedim ki “Bizler nesli tükenmek üzere olan
bir mesleğin belki de son örnekleriyiz”. Hakikaten aradan 2 ay geçti, o
arkadaşların 2’si yok şimdi. Böyle bir trajikomik durumumuz var sağlık
muhabirlerinin. Çoğu zaman bir araya gelmekte bile zorluk çekiyoruz, sürekli
aramızdan birileri ayrılıyor. Yani önce tesadüf gibi geldi bana hakikaten
ayrılıyor birileri sürekli gidiyor.
2.5.Kamu Kurumlarında Halkla İlişkiler Uygulaması
Toplantının bu noktasında kamu kurumları ile medya
arasındaki iletişim gündeme gelmiştir.
2.4.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Sağlık Haberciliği
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yetkilisinin sağlık haberciliği
konusundaki değerlendirmeleri şu şekildedir:
2.3.Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Haberciliği
Toplantıda Sağlık Bakanlığı’nın sağlık haberlerine ilişkin
ne yaptığı ve ne yapması gerektiği konularında da konuşmalar
gerçekleştirilmiştir.
- Okan Doğan: Sağlık Bakanlığı Hasta
Hakları Şubesi öncü olabilir mi diye biz daha önce de söyledik. Daha önce
yaptığımız tartışmalarda bunu bakanlık üzerinden resmi bir otorite üzerinden
yapmanın uygun olamayacağı, kişisel görüşümüz bu. Gerek meslek örgütleri gerekse
medya tarafından tepki görebileceğini düşünüyoruz. Denetim algısı yaratabilir.
2.2.Sağlık Haberciliğindeki Tarihsel Gelişme ve Sistem Tartışması
Sağlık haberlerinin tarihsel süreç içinde nasıl gelişime
uğradığı da konuşulmuştur.
- Pelin Öğüt: Şöyle de tuhaf bir çelişki
var: 1970’lerde bu işler yapılırken benim anladığım kadarıyla gazetelerde
sağlık haberi olarak ele alabileceğimiz, mesela organ nakli ya da organ bağışı
gibi bir şey düşünelim yani ayrılan yer ve süreye baktığımız zaman bugünkünden
çok çok daha az olduğunu görüyoruz. Bugün gazete eklerinde, hafta sonu
eklerinde, dergilerde, bazı gazetelerin sağlık sayfası var olmayanların da ara
sayfalarda vs. Sağlık aslında oldukça yer alıyor. Ama işin uzmanlaşma kısmına
baktığımızda tam tersi bir istikamet görüyoruz.
2.1.Sağlık Haberciliği Dersi
Çalıştayda çeşitli konular tartışılırken üzerinde görüş
bildirilen ana başlıklardan birisi de sağlık iletişimi ya da sağlık haberciliği
gibi konularda üniversitelerde eğitim verilmesi gerektiği vurgusu olmuştur. Bu
bağlamda üniversitelerdeki gazetecilik ve habercilik eğitiminden başlayarak
eksikler üzerinde duran Yalçın Yılmaz şunları söylemiştir:
2.ALANDA UZMANLAŞMA, EĞİTİM VE DENETİM
Çalıştayın ikinci oturumunda “Sağlık haberciliği alanında
uzmanlaşma ve eğitim” konusu ele alınmıştır. İlk oturumda sağlık haberlerinin
tanımlanması bağlamında başlayan tartışmanın bu oturumda da uzmanlaşma ve
eğitim bağlamında devam ettiği görülmüştür. Bu oturumda öncelikle projenin
görüşme aşamasında elde edilen veriler oturuma katılanlarla paylaşılmıştır. Bu
sunuşun ardından ortaya çıkan genel görüş sağlık haberciliği alanında
uzmanlaşma ve eğitim eksikliğinin ciddi nitelikte olduğunun kabulü olmuştur. Bu
açığı kapatmak üzere kimin ya da hangi kurumların ne yapması gerektiği konusu
üzerinde ise fikir ayrılıkları tartışma boyutunda devam etmiştir. Ancak
iletişim fakülteleri açısından bakıldığında bu alana yönelik bir dersin
konulmasının yararının büyük olacağı ısrarla ve oturuma katılanların çoğunluğunca
dile getirilmiştir. Bu oturumda dikkati çeken bazı görüşler aşağıda
sıralanmıştır.
1.SAĞLIK HABERİ VE SAĞLIK HABERCİLİĞİ
Gerek literatürde daha
önce ifade edilen boşluk, gerek medya ve sağlık görüşmelerinde elde edilen
belli başlı noktalar uygulamada ya da pratikte hangi haberin sağlık haberi olup
hangisinin olmadığını belirleme noktasında yeterli bilgiyi sunmamıştır.
Projenin içerik analizi uygulamasında bazı haberler karşısında kodlayıcılar
arasında yaşanan tereddütler nedeniyle konu bu kez de “uzmanları arasında”
tartışmaya açılmak istenmiş ve daha somut kriterlerin ortaya çıkarılması
amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalıştayın birinci oturumunda “sağlık haberi nedir,
ne değildir?” sorusuna yanıt aranmıştır. Örnekler üzerinden gitmek amacıyla da
projenin içerik analizi kodlamasında karşılaşılan ve kodlayıcılar arası uyum
değerlendirmesinde üzerinde tereddüde düşüldüğü için düşük oran elde ettiği belirlenen
44 haber kupürü projeksiyon cihazı yardımıyla toplantıya katılanlara sunulmuş
ve katılımcıların değerlendirmeleri alınmıştır.
BEŞİNCİ BÖLÜM: İLGİLİ KİŞİLERE YÖNELİK İLK ÇALIŞTAY
Projede sağlık ve medya
profesyonelleriyle yapılan görüşmelere ait raporun tamamlanmasının ardından
sonuçların her iki kesimden temsilcilerin bir arada olduğu bir toplantıda
paylaşılması, yorumların alınması ve bundan sonra yapılacaklara yönelik
önerilerin dinlenmesi açısından Anadolu Üniversitesi’nin
İstanbul-Aksaray’daki Konukevi’nde 29-30 Nisan 2011 günleri arasında dört ayrı oturum halinde çalıştay
organizasyonu gerçekleştirilmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)