5.BÖLÜM: İLGİLİ KİŞİLERE YÖNELİK İLK ÇALIŞTAY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5.BÖLÜM: İLGİLİ KİŞİLERE YÖNELİK İLK ÇALIŞTAY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.SONRAKİ GELİŞMELER

Çalıştayın ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın ile görüşülerek sonuç bildirgesi paylaşılmış ve bir “Araştırma Merkezi” kurulması yönünde hazırlıklara başlanmıştır. Kurulacak merkeze ilişkin hazırlanan taslak yönerge ilgili kişilerle paylaşılmıştır. Ancak alınabilen geri bildirimler özellikle Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak kurulacak “birimin” bağımsızlığı ve özgür ifade alanının kısıtlı olabileceği noktasında tereddütle karşılanmış; çalışmalar için yeni ve uzman kadro bulmakta ya da almakta görülen sorunlar, bütçe sıkıntısı, kamu kurumları arasında iletişim sağlamının zorluğu, kurulan iletişimin kişilere bağlı kalması ve kurumsal bir kimlik kazanamaması, özellikle de sektördeki gazetecilerin yeterli ilgiyi duymamaları, alanda var olan derneklerin ya da örgütlerin zayıflığı, bu ortamda yeni bir derneğin daha kurulması, proje ekibinin zamanının büyük ölçüde proje raporu ve üniversitedeki görevlerinin yoğunluğu ve ortaya çıkan yeni gelişmeler gibi nedenlerle bu oluşum ilerletilememiştir.

4.ORTAK BİR BİRİM KURULMASI ÖNERİSİ VE SONUÇ BİLDİRGESİ

Toplantının bu noktasında konu bir kurul ya da merkez oluşturulması önerisinin tartışmaya açılmasına kaymıştır. Bu bağlamda gelişen tartışma sonunda bir merkez oluşturulmasına yönelik sonuç bildirgesinin imzalanmıştır.

-   Yusuf Ziya Eraslan: Benim sunduğum öneri, bir kurul oluşturulur, bu kurul bir eylem planı oluşturacak. Tarım Bakanlığı’na diyecek ki, bir tanıtım filmi hazırlayın, RTÜK’e verin. Bu kurul diyecek. Sonra site kurulacak, basına diyecek ki, şu şu konularda bol bol haber yapalım, bu konuda gazeteci arkadaşları bilinçlendirelim, yani eylem planına bu kurul karar verecek. Ama şu anda ortada, bu kontrolü sağlayan, bu koordinasyonu sağlayan bir güç yok. Kim kime dum duma amiyane tabirle. Bu kurumlar arası koordinasyonu, işbirliği sağlamak için, buna kurul deyin, örgüt deyin bir şeyin olması lâzım. Ama yani şimdi kararlara hep küfrediyoruz ama kimse de bir çakmak yakmayı düşünmüyor.

3.3.Denetim

Ortaya çıkan tablo karşısında neler yapılabileceği ve nasıl mücadele edilebileceği konusu ayrı bir tartışma yaratmıştır.

-   Yusuf Ziya Eraslan: Hiçbir kurumu eleştirmeden objektif bir vatandaş gözüyle, bir gazeteci gözüyle değil vatandaş gözüyle de değerlendirirken şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Piyasada şimdi çok sayıda insana zarar vererek halk sağlığını tehdit eden ciddi bir sorun var. Bunlardan biri de benim. Sağlık muhabiri olmama rağmen ben bile tuzağa düştüm. Dolayısıyla çok da hayati sonuçlar ödeyen insanlar var. Tablo şu; ortada bir facia var. Hepimizin herhalde üzerinde mutabakat sağladığı bir facia var. Bu faciayı nasıl önleyebiliriz? Bu facianın önlenmesinde hangi kurumlar mesuldür? Bu noktaya gelirsek eğer taraflar var belli;  Sağlık Bakanlığı var, Tarım Bakanlığı var, RTÜK var, Sanayi Bakanlığı var ve biz varız. Kendimizi bu işin içinden tamamen soyutlama gibi bir lüksümüz yok. Mesele halk sağlığıysa biz de bu işte mesulüz. Ben biraz da bu şarlatanlar ifadesi çok hoşuma da gitti, bu şarlatanlarla mücadeleyi biraz da terörle mücadeleye benzetiyorum. Şöyle benzetiyorum, şimdi ortada düzenli bir ordu var, tanklar, silahlar. Fakat bir de mobil bir milis grubu var. Siz bir karar alıyorsunuz;  tanklar o tarafa doğru yürürken, milis grubu başka yere gidip başka karakol basıyor. Böyle bir benzetme var, ben böyle benzettim. Şimdi dolayısıyla bu şarlatanlarla mücadelede tıpkı terörle mücadelede olduğu gibi özenli birlik kurmak lâzım. Mobil bir birlik olacak, hızlı hareket edecek, bu işin ehli insanlar olacak, bu işin içinde basın da var.  Profesyonel bir şarlatanla mücadele örgütü, kuvveti oluşturmak gerektiği kanaatindeyim bu benim şahsi fikrim. Bunun için ne yapmak gerekir noktasında; bu üç bakanlık, artı Tabipler Birliği ve biz Sağlık Muhabirleri Derneği ya da uzmanlık dernekleri mobil, hızlı hareket edebilen, hızlı kararlar alabilen, istenildiğinde toplanabilen bir kurul oluşturulması gerektiğini düşünüyorum.

3.1.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının Sunuşu

Üçüncü oturum, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nde Gıda Kontrol Hizmetleri Dairesi’nde görevli, uzun yıllar denetçilik yaptıktan sonra, şimdi Bakanlığın mevzuat hazırlama ve denetim organizasyonlarını yürüttüğü birimde çalışan Çiğdem Kurtar’ın medya içeriklerine yönelik sunuşu ile başlamıştır.

3.TİCARİ BOYUTLAR, KURUMLAR ARASI İLETİŞİM VE DENETİM SORUNLARI

Çalıştayın üçüncü, ikinci günün ilk oturumunda, üç ayrı konu ele alınmıştır: “Sağlık haberciliğinde ticari boyut”, “sağlık yayıncılığında denetim” ve “sağlık yayıncılığının etik boyutları.” Oturum sırasında ortaya çıkan görüşler bir denetim mekanizmasının gerekliliğine işaret etmiş; ancak bunun nasıl olması ve kimin bu işi organize etmesi gerektiğine ilişkin somut bir adımın atılması noktasında sıkıntı yaşandığı gözlenmiştir. Bunun üzerine gelişen tartışma daha sonra çalıştay sonuç bildirgesinin imzalanması ile son bulmuştur

2.9.Tekrar İdeal Sağlık Muhabirliğine Yönelik Görüşler

Bu noktada konu yeniden ideal sağlık muhabirinin sahip olması gereken niteliklere çekilmiştir. Bu konudaki görüşler şu şekilde devam etmiştir:

2.8.Sağlık Haberciliğinde Dönüşüm

 Tartışmanın bu noktasında konu bir soru üzerine sağlık haberciliğindeki dönüşüme yönelmiştir.

-   Pelin Öğüt: Peki nasıl oldu bu süreç, sağlık alanında neler oldu?

2.7.İdeal Sağlık Muhabirinin Nitelikleri

Bu noktada toplantı yöneticisi tarafından konu ideal sağlık muhabirinin niteliklerine çekilmiştir. Bu bağlamda gelişen konuşmalar şu şekildedir:

-   Yusuf Ziya Eraslan:  Biz Sağlık Muhabirleri Derneği yönetimi olarak ayda 5 ile 10 arasında değişiyor arkadaşımız hakkında işlem yapmamız gerekiyor. Birçoğu işten çıkarılıyor, üyelikten çıkarmak gerekiyor mu, gerekmiyor mu diye toplanıyoruz. Ya da başka bir gazeteye, televizyona, ajansa geçiyor, sağlık muhabiri olarak çalışırken çevre muhabiri, parlamento muhabiri olarak geçiyor, mesleki yaşantısı devam ediyor ama sağlık muhabirliği hayatı sona eriyor. Daha vahim olanını söyleyeyim en küçük bir kriz anında -Ankara için söylüyorum bunu- muhtemelen İstanbul’da da böyledir, İzmir’de de böyleydi, basın kuruluşlarının işten çıkarılacak muhabirler arasında yaptığı ilk tercih maalesef sağlık muhabirleri oluyor. Ben bunu geçen ay Sağlık Bakanlığı’na yaptığım ziyarette de ifade ettim. Dedim ki “Bizler nesli tükenmek üzere olan bir mesleğin belki de son örnekleriyiz”. Hakikaten aradan 2 ay geçti, o arkadaşların 2’si yok şimdi. Böyle bir trajikomik durumumuz var sağlık muhabirlerinin. Çoğu zaman bir araya gelmekte bile zorluk çekiyoruz, sürekli aramızdan birileri ayrılıyor. Yani önce tesadüf gibi geldi bana hakikaten ayrılıyor birileri sürekli gidiyor.

2.6.Sağlık İletişimi Eğitimi

Bu noktada sağlık iletişimi eğitimi konusu gündeme gelmiştir.

2.5.Kamu Kurumlarında Halkla İlişkiler Uygulaması

Toplantının bu noktasında kamu kurumları ile medya arasındaki iletişim gündeme gelmiştir.

2.4.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Sağlık Haberciliği

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı yetkilisinin sağlık haberciliği konusundaki değerlendirmeleri şu şekildedir:

2.3.Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Haberciliği

Toplantıda Sağlık Bakanlığı’nın sağlık haberlerine ilişkin ne yaptığı ve ne yapması gerektiği konularında da konuşmalar gerçekleştirilmiştir.

-   Okan Doğan: Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Şubesi öncü olabilir mi diye biz daha önce de söyledik. Daha önce yaptığımız tartışmalarda bunu bakanlık üzerinden resmi bir otorite üzerinden yapmanın uygun olamayacağı, kişisel görüşümüz bu. Gerek meslek örgütleri gerekse medya tarafından tepki görebileceğini düşünüyoruz. Denetim algısı yaratabilir.

2.2.Sağlık Haberciliğindeki Tarihsel Gelişme ve Sistem Tartışması

Sağlık haberlerinin tarihsel süreç içinde nasıl gelişime uğradığı da konuşulmuştur.

-   Pelin Öğüt: Şöyle de tuhaf bir çelişki var: 1970’lerde bu işler yapılırken benim anladığım kadarıyla gazetelerde sağlık haberi olarak ele alabileceğimiz, mesela organ nakli ya da organ bağışı gibi bir şey düşünelim yani ayrılan yer ve süreye baktığımız zaman bugünkünden çok çok daha az olduğunu görüyoruz. Bugün gazete eklerinde, hafta sonu eklerinde, dergilerde, bazı gazetelerin sağlık sayfası var olmayanların da ara sayfalarda vs. Sağlık aslında oldukça yer alıyor. Ama işin uzmanlaşma kısmına baktığımızda tam tersi bir istikamet görüyoruz.

2.1.Sağlık Haberciliği Dersi

Çalıştayda çeşitli konular tartışılırken üzerinde görüş bildirilen ana başlıklardan birisi de sağlık iletişimi ya da sağlık haberciliği gibi konularda üniversitelerde eğitim verilmesi gerektiği vurgusu olmuştur. Bu bağlamda üniversitelerdeki gazetecilik ve habercilik eğitiminden başlayarak eksikler üzerinde duran Yalçın Yılmaz şunları söylemiştir:

2.ALANDA UZMANLAŞMA, EĞİTİM VE DENETİM

Çalıştayın ikinci oturumunda “Sağlık haberciliği alanında uzmanlaşma ve eğitim” konusu ele alınmıştır. İlk oturumda sağlık haberlerinin tanımlanması bağlamında başlayan tartışmanın bu oturumda da uzmanlaşma ve eğitim bağlamında devam ettiği görülmüştür. Bu oturumda öncelikle projenin görüşme aşamasında elde edilen veriler oturuma katılanlarla paylaşılmıştır. Bu sunuşun ardından ortaya çıkan genel görüş sağlık haberciliği alanında uzmanlaşma ve eğitim eksikliğinin ciddi nitelikte olduğunun kabulü olmuştur. Bu açığı kapatmak üzere kimin ya da hangi kurumların ne yapması gerektiği konusu üzerinde ise fikir ayrılıkları tartışma boyutunda devam etmiştir. Ancak iletişim fakülteleri açısından bakıldığında bu alana yönelik bir dersin konulmasının yararının büyük olacağı ısrarla ve oturuma katılanların çoğunluğunca dile getirilmiştir. Bu oturumda dikkati çeken bazı görüşler aşağıda sıralanmıştır.

1.SAĞLIK HABERİ VE SAĞLIK HABERCİLİĞİ

Gerek literatürde daha önce ifade edilen boşluk, gerek medya ve sağlık görüşmelerinde elde edilen belli başlı noktalar uygulamada ya da pratikte hangi haberin sağlık haberi olup hangisinin olmadığını belirleme noktasında yeterli bilgiyi sunmamıştır. Projenin içerik analizi uygulamasında bazı haberler karşısında kodlayıcılar arasında yaşanan tereddütler nedeniyle konu bu kez de “uzmanları arasında” tartışmaya açılmak istenmiş ve daha somut kriterlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalıştayın birinci oturumunda “sağlık haberi nedir, ne değildir?” sorusuna yanıt aranmıştır. Örnekler üzerinden gitmek amacıyla da projenin içerik analizi kodlamasında karşılaşılan ve kodlayıcılar arası uyum değerlendirmesinde üzerinde tereddüde düşüldüğü için düşük oran elde ettiği belirlenen 44 haber kupürü projeksiyon cihazı yardımıyla toplantıya katılanlara sunulmuş ve katılımcıların değerlendirmeleri alınmıştır.

BEŞİNCİ BÖLÜM: İLGİLİ KİŞİLERE YÖNELİK İLK ÇALIŞTAY

Projede sağlık ve medya profesyonelleriyle yapılan görüşmelere ait raporun tamamlanmasının ardından sonuçların her iki kesimden temsilcilerin bir arada olduğu bir toplantıda paylaşılması, yorumların alınması ve bundan sonra yapılacaklara yönelik önerilerin dinlenmesi açısından Anadolu Üniversitesi’nin İstanbul-Aksaray’daki Konukevi’nde 29-30 Nisan 2011 günleri arasında dört ayrı oturum halinde çalıştay organizasyonu gerçekleştirilmiştir.