3.BÖLÜM: İLGİLİ ÇALIŞMALAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3.BÖLÜM: İLGİLİ ÇALIŞMALAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.11. Genel değerlendirme ve Eleştiriler

Demet Demirkır’ın (2012) “Sağlık Haberleri Halkın Sağlığını Nasıl Etkiliyor?” başlıklı yazı dizisinde sağlık habercileriyle yapılan görüşmelere yer vermiştir. Yazı dizisindeki görüşler arasında; sağlık muhabirliğinin ortada kalan bir alan olduğu, sağlık haberlerinin daha çok stajyer muhabirlere yaptırıldığı, uzmanlaşmanın öneminin yeni idrak edildiği, programlarda doğruluğu tartışılır bilgilerin yer aldığı, tiraj ve reyting kaygısının haber seçimine yön verdiği, sağlık muhabirlerinin haber konularını özgürce seçemediği, hastane halkla ilişkilerinde yanıltıcı bilgilerin olabildiği, etik kuralların gözetilmediği gibi noktalara işaret edilmiştir.

4.10.Habercilerin yaşadığı sıkıntılara Yönelik Değerlendirmeler

Sağlık haberlerindeki 10 hatayı Schwitzer (2004; Gür, 2009:88) şöyle sıralamaktadır:

4.9.Sağlık Okuryazarlığı Çalışmaları

Sağlık eğitimi genel olarak; kişilerin kendi sağlıklarını nasıl koruyabilecekleri ve sağlık hizmetlerini uygun bir biçimde nasıl kullanabilecekleri konusunda bilgilendirilmeleri, olumlu davranışlar kazandırılmaları için yapılan planlı çabaları içermektedir. Sağlık eğitimi aynı zamanda kişilere, kendi sağlıklarından sorumlu oldukları bilincini de sağlamayı amaçlamaktadır (Soyluoğlu, T.y.).

4.8. Diğer Araştırmalar

Ülkemizdeki akademik tezler açısından son yılların en dikkat çeken salgın hastalıkların başında “kuş gribi” ve “domuz gribi” gelmektedir. Kuş gribi üzerine bir ve domuz gribi üzerine de dört lisansüstü çalışma bulunmaktadır.

4.7.Etik Konulu Araştırmalar

Sağlık konulu yayınların etik açıdan irdelenmesi akademik açıdan da oldukça fazla ilgi gören alanlardan birini oluşturmaktadır. Proje kapsamında konunun öneminden hareketle Öğr. Gör. Asuman Kaya “Sağlık Konulu Yayıncılıkta Etik İlkeler” başlıklı doktora tezine 2012 yılında başlamış ve proje haline getirilen tez önerisine Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Destek Komisyonu tarafından da destek sağlanmıştır.

4.6.Hedef Kitle ve Etki Araştırmaları

Medyadaki sağlık konulu yayınlar üzerine ilk lisansüstü tez çalışması Ferhunde Kırış’a aittir. “Televizyonda Yayınlanan Kısa Süreli Sağlık Eğitimi Programlarının Ankara’daki Gecekondu Kadınlarının Davranışlarına Etkisine İlişkin Bazı Faktörler” başlıklı yüksek lisans çalışmasında Kırış (1988), TRT tarafından yayımlanan kısa süreli sağlık eğitimi programlarının yaşları 15-54 arasında değişen 146 kadın üzerindeki etkilerini demografik değişkenlerle ilişkilendirerek açıklamaya çalışmıştır. Bulgulara göre yaş, eğitim düzeyi ve kentte yaşam süresi değişkenlerinin etki üzerinde anlamlı bir rolü olduğu ortaya konulmuştur.

4.5.3.Medya Sahipliğinin Rolü

Literatürde medya içeriklerinin nasıl hazırlandığı ya da belirlendiği sorusuyla başlayarak bu içeriklerin belirlenmesine etkide bulunan unsurların neler olduğu sorusuna odaklanan pek çok çalışma mevcuttur (Yüksel, 2001:70-93). Büyük fotoğrafı görmek adına “medya içeriklerini etkileyen unsurlar” bağlamında Shoemaker ve Reese’nin (1991) sınıflandırmasından söz edilebilir. Bu hiyerarşik sınıflandırmada “medya çalışanlarından kaynaklanan bireysel unsurlar”, “medyanın çalışma düzeninden kaynaklanan medya rutinleri”, “kurumsal amaçlar”, “kurum dışı unsurlar” ve “ideoloji” başlıklarının her biri diğerinin üzerinde ve daha geniş ölçekte tanımlanmaktadır. Medya içeriklerinin bu süzgeçlerden geçerek oluştuğu açıklanmaktadır. Sağlık konulu yayın içeriklerini de söz konusu unsurlar bağlamında tanımlamak mümkündür.

4.5.2.Doğrudan Para Alma/Verme

“Söyle doktorum bu yapılanlar etik mi?” başlıklı yazı dizisinde Tüzün (2010) “Doktorlar televizyona çıkmak için para ödemeli mi?” şeklindeki soruyu doktorlara yöneltmiş ve onların yanıtlarını kaleme almıştır. “Yeni bir moda var Artık pek çok doktor, televizyondaki haber programlarına para vererek çıkabiliyor. Dolarlar ödeniyor. Tıp dünyası bu durumu tartışıyor. Parasıyla televizyona çıkan doktor reklam mı yapıyor, yoksa bilgisini mi paylaşıyor” diye soran Tüzün, bu durumu eleştirenlerin “etik bulmadığını”, para verenlerin ise kendilerine göre geçerli nedenleri olduğunu söylemektedir. Örneğin ismini vermek istemeyen bir diş hekimi “Ben sağlık programlarını bir sosyal sorumluluk projesi olarak görüyorum (…) (Bu tip programların artmasıyla) insanlarımız daha bilinçli hale geldi. Diş hekimlerinin korkulacak kişiler olmadığını da televizyon sayesinde görmüş oluyorlar” demektedir. Herkes İçin Sağlık programının sunucusu Dr. Hakan Güveli kendisinin bir kanaldan aranarak “Bin dolar verirseniz sizi yayına çıkartırız” dediklerini aktarmakta ve “sağlık konusunda para değil, etik önemli” diye konuşmaktadır. Doktorum programı sunucusu Dr. Aytuğ Kolonkaya da “Biz bu programı doktorlar, şarkıcı-türkücü arkasında çıkmasın diye yapıyoruz. Bizimki gibi programlarda daha iyi bilgilendirme oluyor. (…) Para ile programa çıkmak benim için uygun değil” diye kaydetmektedir.

4.5.1.Medya İçeriklerinin Eleştirisi

Sezgin’in (2011a) “Tıbbileştirilen Yaşam, Bireyselleştirilen Sağlık” adlı çalışmasının ilk bölümünde “sağlık ve iktidar” ilişkisi sorgulanarak sağlık ve hastalık kavramlarının tarihsel gelişimi, bedenin denetimi ve tıbbi sosyal kontrol, gündelik yaşamın tıbbileştirilmesi ve sağlık sorunsalının bireyselleştirilmesi konularına yer verilmektedir.

4.5.Küreselleşme ve Sağlığın Ticarileşmesine Yönelik Çalışmalar

Sağlık haberciliği alanındaki en önemli tartışma başlıklarından biri “sağlığın ticarileşmesi” şeklinde özetlenebilir. Ancak bu “ticarileşme” yalnızca sağlık alanında görülen bir eylem değil; toplumun diğer alanlarını da içine alan küresel bir eylemin getirisi olarak da değerlendirilmektedir.Çok boyutlu bir kavram olan küreselleşme; ekonomik, sosyal, teknolojik, kültürel, siyasal ve ekolojik denge gibi pek çok açıdan küresel bütünleşmenin, entegrasyonun ve dayanışmanın artması şeklinde yorumlansa da genellikle bir durumdan çok bir akımı ya da zihniyeti tanımlayan bir kavram olarak ifade edilebilir. Özellikle dünyada 20’inci yüzyılın son çeyreğinde yaşanan teknolojik gelişmelerle de paralel şekilde ilerleyen bir akım olarak küreselleşme; “gücün ya da etkinin yerel toplulukların elinden alınıp küresel arenaya aktarılması” yorumuyla eleştirilmiştir[1].

4.4.Üslup, Dil ve Anlatım Biçimine Yönelik Çalışmalar

Sağlık haberciliğine ilişkin eleştirilen noktaların birçoğu aslında haberciliğin genel formatı içindeki sorunlarla da yakından ilişkilidir. Aynı sorunlar ekonomi, siyaset ya da daha farklı alanlardaki habercilik uygulamalarında da dikkati çekmektedir. Bunların bir kısmı mesleğin uygulama pratiklerinden doğan sorunlar, bir kısmı da bilinenleri ya da dikkat edilmesi gerekenleri “uygulamama” ya da “uygulayamama” nedeniyle oluşan sorunlardır. 

4.3.Yayın İçerikleri, Kaynak Kişi ve Konuklara Yönelik Çalışmalar

Sağlık konulu yayınların içeriklerine yönelik eleştirileri genel olarak verilen bilgi alınan ya da görüşlerine başvurulan kişilerden kaynaklanan eleştiriler, bu kişilerin yetersiz ya da bilgisiz bir şekilde bilgi aktarmaları, bu sayede oluşan bilgi kirliliği, dil ve anlatım biçiminden kaynaklanan sorunlar, kamuoyu üzerinde bırakılan olumsuz etki ya da izlenimler çerçevesinde ele almak mümkündür.

4.2.Sağlık Haberciliğinin Boyutları ve Niteliğine Yönelik Çalışmalar

Medyadaki sağlık konulu içerikler çerçevesinde en çok araştırma basında sağlık haberlerinin yer alış biçimi üzerine gerçekleştirilmiştir.

4.1.Lisansüstü Çalışmalar

Türkiye’de medyada ve sağlık konusunda tamamlanmış lisansüstü tez çalışmalarının sayısı son yıllarda dikkati çeken bir şekilde artış göstermiştir. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi üzerinden “sağlık”, “hastalık”, “tedavi”, “iletişim”, “basın”, “medya”, “televizyon”, “İnternet”, “domuz gribi” ve “kuş gribi” anahtar sözcükleriyle yapılan taramada toplam 13.108 çalışmaya ulaşılmıştır[1]. 

4.SAĞLIK YAYINCILIĞINA YÖNELİK ARAŞTIRMA VE ELEŞTİRİLER

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerde sağlık konulu yayıncılığa ilişkin yürütülen faaliyetlerin Türkiye’den farklı olarak ileri düzeyde gelişim gösterdiği söylenebilir. Her iki ülkedeki sağlık konulu yayınlara ilişkin sorun ve eleştiriler genel hatlarıyla ilişkili olsa da bu alandaki yayın sayısı, medya profesyoneli sayısı ve yayın içeriklerinin farklı düzeylerde olduğu anlaşılmaktadır.


3.3.Reklam Kurulu Kararları

Mevzuatta tüketici hukuku çerçevesinde doğrudan doğruya reklamlarla ilgili hukuki düzenlemeleri bulmak mümkündür. 6 Mart 2003 tarih ve 4822 sayılı Kanunla değişikliğe uğrayan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 16. Maddesi bu konudaki genel düzenlemeyi oluşturmaktadır. 17. Madde, Reklam Kurulu’na reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme görevini yüklemiştir. Bu hüküm gereğince Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından “Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik (Ticari Reklam Yönetmeliği)” yayımlanmıştır (Kaya ve Yıldız, 2012).

3.2.Sağlık Düzenine İlişkin İlke ve Uyarılar

“Sağlık Hizmeti Sunumunda Reklam ve Tanıtım” başlıklı çalışmada Ersoy, Güler ve Giritlioğlu (2008:3-5) “sağlık alanında mevzuatın belirlediği sınırlar içinde tanıtım yapmak mümkün iken, bu alanda reklamın yaratacağı olumsuz etkiler” öngörüsüyle “açık ya da örtülü reklam” yapmanın “mümkün olan en açık biçimiyle” yasaklandığını belirtmekte; sağlık alanında yapılacak reklamların hasta ve yakınlarının sağlıklı karar verebilmelerini engelleyici, çeliştirici bir faktör olacağını, reklam yapılmasının hizmet maliyetlerini artıracağını ve bu nedenle de hizmete erişimi zorlayacağını dile getirmektedirler:

3.1.Medya Düzenine İlişkin İlke ve Uyarılar

Öncelikle medya açısından konuya yaklaşılacak olursa, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 3 Kasım 1998’de kabul ederek kamuoyuna açıkladığı Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde sağlık konusuna ayrı bir başlık açılmıştır (Ek 8). 

3. SAĞLIK YAYINCILIĞINA YÖNELİK DİĞER İLKE VE UYARILAR

Doğrudan sağlık konulu yayıncılığa ilişkin literatürdeki mevcut ilke ve uyarılar ve bunlara ilişkin tartışmalar yukarıda Türkiye’de Sağlık Haberciliği başlığı altında açıklanmıştır. Bu başlık altında ise sağlık konulu yayıncılığın sağlık ve medya mesleklerinin kesişim noktasındaki ilke ve uyarılarına bakılacaktır. Çünkü her iki mesleğe ilişkin ilke, uyarı ve önlemlere yönelik açıklamalarda sağlık konulu yayıncılığa bir şekilde değinilmektedir.

2.2.5.Yeni Örgütlenme Çalışmaları ve Son Gelişmeler

Diğer yandan sağlık haberciliği alanında ülkemizdeki ikinci dernek, 6 Nisan 2011’de kurulmuştur. Genel merkezi Ankara’da bulunan Sağlık Muhabirleri Derneği’nin (SAMUDER) başlıca amaçları sağlık muhabirliğini gazetecilik mesleğinin özel bir dalı haline getirmek, sağlık muhabirleri ile meslek kuruluşları arasındaki işbirliğini güçlendirmek, üyelerinin çalışmalarını kolaylaştırıcı ve başarılarını artırıcı yönde çaba göstermek, sağlık alanında kamu yararı ilkeleri gözetilerek, bir sivil toplum ve meslek örgütü olmanın bilinciyle ülkenin sağlık şartlarının iyileştirilmesi yönünde çalışmalar yürütmek ve üyelerinin mesleki bilgi ve görgülerinin geliştirilmesi amacıyla yerli ve yabancı uzmanların da katılımıyla toplantı, kongre, seminer ve kurs gibi etkinlikler düzenlemek şeklinde sıralanmaktadır[1].