SONUÇ VE TARTIŞMA: HEPSİNİ BİR ARAYA GETİRİRKEN…- VI

Sonuç

Bu çalışmada oldukça kapsamlı bir nitelikte sağlık konulu yayıncılığın ülkemizde bugün ulaştığı noktaya ilişkin betimleyici ve açıklayıcı nitelikte bulgular ortaya konulmuştur. Sağlık konulu yayıncılıkta mevcut durumun anlaşılması, eksiklerin ve yanlışların görülmesi, nelerin yapılabileceğine ilişkin görüş, ilke ve uyarıların tanımlanması adına da çalışma tüm bu unsurları içinde barındıran önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilmektedir. Aslında bugün için bu çalışmayla birlikte alanı tanımlamak adına söylenmedik bir sözün neredeyse kalmadığı belirtilebilir.

SONUÇ VE TARTIŞMA: HEPSİNİ BİR ARAYA GETİRİRKEN…- V

Uzmanlaşma

Medya ve sağlık profesyonelleriyle yapılan görüşmede yöneltilen sorulardan birinde de bu alanda görev yapan haberciler hakkındaki izlenimlerin tanımlanması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda her iki kesime de “Bildiğiniz kadarıyla sağlık habercileri ya da yayıncıları alanlarıyla ilgili herhangi bir eğitim almışlar mıdır?” diye sorulmuştur. Sağlık profesyonellerinin dörtte üçü (%75) “Birçoğunun bu konuda hiçbir bilgisi yok” yanıtını vermiştir. Aynı görüş medya profesyonellerinin yarıya yakını tarafından da dile getirilmiştir (%43).
Daha önce belirtildiği gibi literatürde de sağlık konulu yayıncılık alanında gerçekleştirilen pek çok toplantıda “uzmanlaşma” en sık tekrarlanan ifadelerden biridir. Bu alanda uzmanlaşmanın sağlanmasıyla pek çok sorunun üstesinden gelinebileceği dile getirilmiş ve bu anlamda örgütlenme çalışmalarından başlayarak, toplantılar düzenlenmiş, eğitimler yapılmış, kimi ilkeler oluşturulmaya ve çeşitli kurum ve kuruluşlarla örgütsel düzeyde ilişkiler kurulmaya çalışılmıştır. “Halkın Yararı İçin Sağlık Haberciliği Bildirgesi”nde de 2’inci maddede “Sağlıkta uzmanlaşma desteklenmelidir. Sansasyondan uzak doğru sağlık haberciliği için tüm yayın kuruluşlarında alanında uzman sağlık muhabiri istihdam edilmelidir. Sağlık haberlerinin yer aldığı sayfaların editörleri de sağlık haberleri konusunda ilgili meslek kuruluşları tarafından bilgilendirilmelidir.” denilmektedir [1]. Ancak görüşme bulgularıyla değerlendirildiğinde bu alanda da alınacak mesafe olduğu görülmektedir.

SONUÇ VE TARTIŞMA: HEPSİNİ BİR ARAYA GETİRİRKEN…- IV

Dil ve Anlatım Yapısı

Anket bulgularına göre “Kullanılan dil magazinsel, sansasyonel ve duygu sömürücü buluyorum” görüşüne katılım gazete içerikleri göz önüne alındığında, diğerlerine göre daha fazla bulunmaktadır (%38). Televizyon içerikleri bağlamında bu görüşe katılma oranı %34 ve İnternette ise %30’dur.

Dil ve anlatım yapısına ilişkin bir başka ifade olarak “Halkın anlayacağı dilde değil, teknik ve karmaşık bir dilde anlatıyorlar” görüşüne katılım düzeyi sorulmuştur. Bu ifadeye katılım en çok gazete ve televizyon içerikleri bağlamında öne çıkmış (%39), İnternette ise %31 oranında katılım görülmüştür.

SONUÇ VE TARTIŞMA: HEPSİNİ BİR ARAYA GETİRİRKEN…- III

Yeterlilik

Gazetelerdeki sağlık konulu haber ve yazıların sayısının yeterli olup olmadığı sorusuna yanıt verenlerin %41’i “Az, yetersiz” bulduğunu söylemiştir. Televizyondaki sağlık konulu yayımların sayısını “Az, yetersiz” bulanların oranı %37’dir. İnternette ise bu oran %22 şeklinde belirlenmiştir. Bu da toplumun sağlık konulu içerikler anlamındaki ihtiyaç ya da beklentisinin önemli ölçüde karşılan(a)madığını göstermektedir. Mevcut içeriğin durumu ayrı bir değerlendirme konusu olmakla birlikte, toplumun sağlık konusunda daha fazla bilgi, içerik ya da haber beklentisi olduğu söylenebilir.

SONUÇ VE TARTIŞMA: HEPSİNİ BİR ARAYA GETİRİRKEN…- II

İçeriklerin Durumu

Gazete, dergi, televizyon ve İnternetteki sağlık konulu içeriklerin 2010 yılı itibarıyla “fotoğrafının çekilmesi” ya da betimlenmesi amacıyla gerçekleştirilen içerik analizi bulgularına göre sağlık konusunda medyada en çok yazının ana gazetede (%78) yayımlandığı belirlenmiştir. Gazete eklerindeki içerik oranı ise %13’tür. Daha ayrıntılı olarak bakıldığında ise en çok yazı yerel günlük yayınlarda yayımlanmış (%49), yaygın günlük yayınlar ise ikinci sırada yer almıştır (%38).

SONUÇ VE TARTIŞMA: HEPSİNİ BİR ARAYA GETİRİRKEN…- I

Sağlık, son yılların giderek artan öneme sahip konuları arasında neredeyse ilk sırada gelmektedir. Ülkenin genel sağlık hizmetleri sistemindeki köklü yapısal değişiklikler bir yana, toplumun sağlık konusundaki beklentilerinin de giderek artan bir ivme kazandığı söylenebilir. Bununla bağlantılı olarak medya içeriklerinde de sağlık konusu giderek daha fazla oranda işlenmeye başlamıştır. Özellikle 2000’li yılların ortalarından başlayarak gerek yayın sayısındaki ve gerekse medya içeriklerindeki sağlık konulu içerik çok daha fazla dikkati çeker boyutlara ulaşmıştır.

6. SAĞLIK KONULU YAYINLARA İLİŞKİN DÜŞÜNCELERİN GENEL DEĞERLENDİRMESİ

Anketteki bulgulardan hareketle kamuoyunun sağlık konulu yayınlara ilişkin düşünceleri, bu başlık altında yayın türü bağlamında karşılaştırılmak üzere bir araya getirilmiştir. Öncelikle televizyon, gazete ve İnternetteki sağlık konulu yayın içeriklerine ilişkin olarak katılımcıların vermiş oldukları güven düzeylerine ilişkin veriler karşılaştırılabilir. Aşağıdaki tabloda bu karşılaştırma sunulmaktadır. Buna göre üçü için de en çok tercih edilen kategorinin “Kısmen (bazen) güvenirim” olduğu anlaşılmaktadır. Bu kategoride en yüksek oran gazetelerde tespit edilmiştir (%45,2). Bunun üstünde kalan “Her zaman güvenirim” ve “Çoğunlukla güvenirim” kategorileri birleştirilirse, sağlık konulu içeriklere en çok televizyon izleyenlerin güvendikleri belirlenmiştir (%40,2). Ardından İnternetteki içeriğe güven daha yüksek çıkmıştır (%35,4). “Nadiren güvenirim” ve “Hiçbir zaman güvenmem” kategorileri birleştirilirse, en az güven duyulan ya da güvenilmeme oranı daha yüksek çıkan araç ise gazeteler olmuştur (%27,9). Hemen ardından ise İnternet gelmektedir (%24,4). Tablo karşısında “Kısmen” ya da “bazen” güven duyanlar hariç tutulursa; televizyon içeriğine büyük oranda güvenildiğini, gazete içeriğine ise büyük oranda güvenilmediğini söylemek mümkündür. İnternet içeriğine ise güvenenler, güvenmeyenlerden daha yüksek orandadır.

5.5. İnternetteki sağlık konulu haber ve yazılara ilişkin olarak katıldığınız ya da katılmadığınız düşünceler- V

“13. Bunların denetlendiğini düşünmüyorum” ifadesine yanıt veren 643 kişinin yarıya yakını (f=310, %48,2) “Evet, aynen katılıyorum” demiştir. Buna karşın katılımcıların %29,5’i (f=190) “Hayır, hiç katılmıyorum” ve %22,2’si (f=143) de “Kısmen (biraz) katılıyorum” demiştir. Cinsiyet değişkeni açısından verilen yanıtlara bakıldığında erkeklerin daha fazla oranda ifadeye katıldıkları görülmüştür (f=157, %51,1). Kadınların yanıtları ise daha çok “Hayır” yönünde ağırlık kazanmıştır (f=107, %31,8). Yaş grupları açısından bakıldığında 25-34 yaş grubunda ifadeye katılma oranı yüksek bulunmuştur (f=118, %50,6). Buna karşın 35-44 yaş grubunda (f=43, %33,9), 45-54 yaş grubunda (f=19, %34,5) ve 55-64 yaş grubunda (f=6, %35,3) ifadeye “Hiç katılmama” oranı daha yüksektir.

5.5. İnternetteki sağlık konulu haber ve yazılara ilişkin olarak katıldığınız ya da katılmadığınız düşünceler- IV

“9. Daha çok kişi, doktor, ürün, ilaç ve hastanelerin reklamı yapılıyor” ifadesine yanıt veren 647 kişinin yaklaşık yarısı (f=295, %45,6) “Evet, aynen katılıyorum” karşılığını verirken,  %28,3’ü (f=183) “Kısmen (biraz) katılıyorum”, %26,1’i (f=169) “Hayır, hiç katılmıyorum” demiştir. İfadeye erkekler daha çok katıldıklarını belirtmişler (f=150, %48,4),kadınlar ise “Hayır” yanıtı ile öne çıkmışlardır (f=98, %29,1). İleri yaştakilerin bu ifadeye katılma oranı daha yüksek bulunmuştur. 45-54 yaş grubundakiler %53,6 oranında (f=30), 55-64 yaş grubundakiler %52,9 oranında (f=9) ifadeye katıldıklarını belirtmişlerdir. 65 yaş üzerindeki iki kişinin yanıtı da “Evet” şeklindedir.

5.5. İnternetteki sağlık konulu haber ve yazılara ilişkin olarak katıldığınız ya da katılmadığınız düşünceler- III

 “5. Genel olarak verilen bilgileri çoğunlukla yalan, yanlış, yanıltıcı buluyorum” ifadesine yanıt veren 646 kişinin %40,4’ü (f=261) “Hayır, hiç katılmıyorum” demiştir. “Kısmen (biraz) katılıyorum” yanıtını verenlerin oranı %40,1 (f=259) iken, “Evet, aynen katılıyorum” diyenlerin oranı %19,5’tir  (f=126). Bu genel eğilim çerçevesinde demografik değişkenlere bakıldığında, erkekler arasında verilen “Evet” yanıtının ortalamanın üzerinde olduğu anlaşılmaktadır (f=68, %22). Kadınlar arasında ise “Kısmen” yanıtın daha ön plandadır (f=143 %42,4). Yaş değişkeni bakımından 25-34 yaş(f=55, %23,5), 45-54 yaş (f=15, %26,8), 55-64 yaş (f=4, %23,5) grubundakilerin vermiş oldukları “Evet” yanıtlarının ortalaması genel eğilimin üzerindedir. 65 yaş ve üzerindeki iki kişi de “Evet” yanıtını vermiştir. 24 yaş ve altı grupta “Kısmen” yanıtı öne çıkmaktadır (f=95, %45,2).